ÖNSÖZ

Sevenler sevilenler,ayrılanlar barışanlar,aşıklar,şiir sevenler,içini dökmek isteyenler,bu sayfayı sizin için hazırladık.Sizinde sevdiğiniz ve yazdığınız sözler,şiirler varsa lütfen gönderin yayınlıyalım.Burada yayınlanan yazılar tamamen bize mail olarak ulaşan sizin değerli yazılarınızdır..remzi ırmak ..mail adresim: remzi206@gmail.com

DELI SORMUS DELIYE ASK NEDIR DIYE, DELI GULMUS DELIYE BEN NIYE DELIYIM DIYE!

30 Temmuz 2009 Perşembe

Ağlayan Sonbahar


Bir adam vardı yorgun. Ve o bendim şüphesiz.
Elinde bir demet gül, gönlünde bin bir yara...
Ay bile saklanmıştı, gece bile kimsesiz,
Kalacaktı; yağmur da olmasa oralarda.


Atlayıp kurtulacak, yorgun kalp duracaktı.
Baktı adam sulara, kapkaranlıktı deniz.
Yutardı sormazdı hiç, atlasa saracaktı,
bedenini buz gibi. Soğuk çelikti deniz.


“İç ölüm şerbetini, tatlı değil acıdır!
Ancak yine de iç sen!”, deyip bir adım gitti.
“Bu ölüm, hayatıma nefsimin bir hıncıdır.
Çare beni terk etti. Bu iş burada bitti.”


“Dur!” dedi oradan ses, “Kim dedi yok bir çare?
Gücünü tüketsen de, terk edilmez bu yarış.
Ölüm değil ki çare, vurulsan yerden yere,
Yaşamdır kararınca, acılara haykırış!”


Sesin geldiği yer bir karanlık siluetti.
İnce ve titrekti, hem kırılgan bir yakarış.
“Dünya ıstırap dolu, artık canıma yetti,
Olma şahidim git sen, ölüm bana bir karış!”


Siluet yaklaşırken rüzgâr bir başka esti.
Demetli güller onun esansını kıskandı.
Gül bakışına gaflet, yağmur hızını kesti.
Sefil kalmış duygular şefkat ile yıkandı.


Savruldu bukle saçlar, sarı taze kor gibi.
Karanlığın içine doğdu bir güneş özü.
Parıldayan ışığı cennetten bir nur gibi,
düştü dertli adama. Birden kamaştı gözü.


Paltosu sırılsıklam, kirpikler ona keza…
Nur yüzünden dökülen billur gibi damlalar,
yakamoz misaliydi. Şavkıyordu dört yana.
Adımlarken yolları, ağlıyordu sonbahar…

0 yorum: